29 Nisan 2013 - 07:24
Suriye'de savaşan yabancı sayısı 40 bin !!

Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi, Batı ülkelerinin Suriye'de kimyasal silah kullanımı dosyasını öne sürmelerinin, halk, devlet ve hükümet olarakk Suriye'ye aralarında bir dosyadan daha fazla taviz almak için uygulanan basınç kampanyasının bir parçası olduğunu belirtti.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Caferi Lübnanlı NBN televizyonunun kendisiyle düzenlediği röportajda, Suriye düşmanlarının krizin başından bu yana farklı yöntemlere, Suriyeye baskı için bazı özel durumları istismar etmek ve Suriyeden önemli siyasi ödünler kazanmak için muhtelif oyunlara başvurduklarını söyledi.

Caferi bu üslupların insani yardımlarla göç etirilenler meseleleri, arap ve BM gözlemcilerinin görevleriyle Kofi Annan ve el-Ahdar el-İbrahimi’nin görevleri olduğuna dikkat çekti.

Binlerce Kaideli ve Radikalci Grup Halen Türkiye Sınırları Kanalıyla Suriye’ye Geçiyor

ABD Dışişleri Baknı John Kerry’nin uçuş yasağının uygulanması veya kimyasal silah kullanılmasının sabit olması halinde muhalefetin silahlandırılması ile ilgili sözlerine cevaben Caferi, uçuşa yasak bölgenin empoze edilmesinin sadece BM kararıyla mümkün olabileceğini bununda imkansız olduğunu, muhalefetin Amerika tarafından silahlandırılmasına gelince gözlere serpilen toz olduğunu çünkü, silahlı terör gruplarının silahlandırıldığını mali ve siyasi desteğin sürdüğünü, yaralıların İsrail hastanelerinde tedavi edildiklerinin aynı binlerce Kaideli ve radikalci binlerce teröristin Suriye’ye Türkiye sınırından halen geçtiklerinin bilinen bir şey olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin sınırlarını dünyanın dört bir yanından toplanan binlerce teröriste yataklık, finanse ve eğitim için tamamen açtığına dikkat çeken Caferi, el-İbrahimi’nin bir hafta önce güvenlik konseyini Suriye’de 40 bin yabancı teröristn savaştığıyla ilgili bilgilendirdiği bir zamnada,yaklaşık iki hafta önce bir Avrupa raporunun, Nusra Cephesi saflarında savaşan 805 avrupalı teröristin savaştığıyla ilgili sözetttiğine dikkat çekti.

Caferi, Suriye’nin Halep kırsalı Khan el-Asal kasabasında kimyasal silah kullanımını araştırmak ve bu suçu kimin işlediğini bilmek için BM Genel Sekreteri'ne resmi bir talep sunduğunu, Güvenlik Konseyi'nin bu konuyu görüşmek üzere toplandığı zamanda Fransa ve İngiltere büyükelçilerinin Kimyasal Silahın tam 4 ay önce Homs kentinde kullanıldığını iddia ettiklerini ifade etti.

Caferi, Güvenlik Konseyi Başkanı Rus Yetkilinin Fransız ve İngiliz büyükelçilere neden bundan söz etmek için 4 ay beklediniz sorusunu yönelttiğini ancak hiç bir cevap vermediklerini ve Güvenlik Konseyinden Homs kentinin teftiş ekibinin ziyaret edilmesi gereken mevkiler listesine geçirilmesini talep ettiklerini belirtti.

Caferi, Rus temsilcisi Vitally Çurkin’in Fransa ve İngilterenin attığı adımları eleştirdiğini ve Suriye’nin Halep’te kimyasal silah kullanılmasını sorgulamadaki Suriye’nin resmi talebini zayıflatma girişimi saydığını söyledi.

Caferi, Batılı güçlerinin hedefinin Suriye’nin topraklarını sözde teftiş etmek kanalıyla Irak senaryosunun tekrar edilmesini kimyasal silah kullanımıyla ilgili iddiaları ortaya dökmek kanalıyla Suriyenin egemenliğini mübah kılmak için BM’in mekanizmalarıyla örtmek olduğunu belirtti.

Caferi Güvenlik Konseyinin Irak’ta kitle imha silahlarının varlığı ihtimali üzerine iki arama teftiş komisyonu kurduğunu, teftişten 18 yıl sonrada iki ekibin bir şey bulamadık diye rapor vermesine rağmen Irak’ın işgal edildiğini ve yıkıldığını, bundan daha önemlisinin teftiş komitesinin 2008 yılında Güvenlik Konseyine raporunu sunduğu ve hiç bir şey bulamadığını dediği zaman Batılı ülkelerin “Komitenin Irak’ta Hiç Bir Şey Bualamadı” ibaresinin resmi tutanaklarda yazılmasını reddettiklerini, teftiş komitesinin de öalışmalarına gizli bir şekilde sonlandırıldığını, belgelerinin de BM’ye özel kurşun geçirmez sandıkların içine 60 yıl sonra açılmak üzere kırmızı mumla mühürlendiğine işaret etti.

Caferi, Uluslararası diplomaside şeffaflığın anası olması gereken uluslararası bir örgütte neden bütün bunların olduğu sorusunu yöneltti.

Suriye Düşmanları Irak Senaryosunun Tekrarlanması İçin Güvenlik Konseyinin Mekanizmalarını İstismar Etmeye Çalışıyorlar

Suriye düşmanlarının Suriyeye baskı uygulamak için çok sayıda dosya yaratıklarına dikkat çeken Caferi, hiç bir şey elde edemediklerini ve bu yüzden Irak senaryosunun tekrarlanması için Güvenlik Konseyinin mekanizmalarından yararlanmak istediklerini vurguladı.

Caferi, onların başarısız olduğunu bizlerinde gayet tatminkar olduğumuzu lakin Irak senaryosunu tekrarlamak için kurdukları oyunların başarısızlıkla sonuçlanacağını çünkü Güvenlik Konseyinde dostlarımızın bulunduğunu, ayrıca uzman ekiplerin, aynı güvenlik konseyinin Libya’ya silah ambargosu kararını uygulamakla ilgili uzmanların sundukları ve Suudi Arabistan, Katar, Türkiye ve Birleşik Arap Emirliklerinin bir çok cihetten Suriye’ye silah kaçırmada parmaklarının olduğunu söyledikleri rapor gibi güvenilir raporlar sunduklarına dikkat çekti.

Teröristlerin mal ve silahla desteklenmelerindeki hedefin Suriye’deki krizin siyasi çözümünü başarısızlığa uğratmak olduğunu belirterek, Arap Birliği genel sekreterinin muhalefeti sialhlandırmaya yönelik davetinin el-İbrahimi’nin görevine kurşun sıkmak ve barışçıl tesviye için çaba sarfettiğini göztermek amacıyla Camianın iddialarını yalanlamak olduğunu söyledi.

Caferi, Suriye'ye bugün saldırıyı yönetenlerin Sykes – Picot ve Belfor vaadini koyan ve yöneten, Filistini çalan ve Mısır’a 3’lü saldırıyı düzenleyenlerin aynı kimseler olduğunu belirterek, bazı Arapların batılı ülkelerin bize yönelik doğruluk veya olumlu niyetlerin boyutunu tartışmalarının garipsenecek bir durum olduğunu vurguladı.

Yeni gelişmenin söz konusu güçlerin ABD’yi bölgedeki yeni savaş sahasına çekme olduğunu çünkü kendilerinin o görevi yerine getirmekten aciz olduklarını çok iyi bildiklerini ifade eden Caferi, Amerika’da iki akımın bulunduğunu birincisini Dışişleri Bakanlığını temsil ettiği ikincisini ise Pentagonun temsil ettiği akımlar olduğunu, iki akım arasındaki son sözün ise Beyaz Saray ve direk Başkan Barak Obama’ya bağlı olduğunu belirtti.

Caferi, Batılı ve Körfez ülkelerinin radikalcilerin Suriye'ye giderek masum sivil insanları öldürme ve Suriye toprakları üzerinde ölecekleri üzerine bahis oynadıklarını dolayısıyla, söz konusu çetelerden kurtulacaklarını lakin sorun söz konusu çete elemanlarının ülkelerine dönmesiyle zuhur ettiğini ve böylece Suriyelilerin kanlarını akıtan ülke başkentleri söz konusu elemanların o başkentlerde şiddet ve terör yürüyüşünü devam ettirmek için yeniden dolduruşa getirecekleri korkusuna kapılmaya başladıklarına dikkat çekti.

Caferi, Suriye’nin resmi mektuplarla BM’yi Kaide ve sözde “Nusra Cephesi”ne bağlı terör gruplarından haberdar ettiğini, el-İbrahimi’nin de bundan ve Arap ile batıya uzanması tehlikesinden söz ettiğini söyledi. Arapların el-İbrahimi’ye bağlı olmadıklarını, bugün veya yarın istifa edeceğini veya en azından Arap Birliği temsilcilik tarafından görevinden muaf tutulmasını isteyeceğini bildiklerini, bunun içindir ki Arap Birliği genel sekreteri ve Katar Başbakanının New York’ta el-İbrahimi ile görüşmek için acele ederek bizzat bu konuyla ilgili tam bir saat görüştüklerini açıkladı.

El-İbrahimin Görevine Rahmet Kurşununu Atan Sözde Arap Birliğidir

Arap Birliğinin General el-Dabi, Annan ve General Mood’un görevlerine rahmet kurşununu atan taraf olduğunu çünkü, başta Katar, Suudi Arabistan ve Türk nüfuzu başta olmak üzere Arap Birliğinin mukadderatlarıyla oynayanların, Suriye halkı kanının akmasını durdurmak isteyen barışçıl çözüm istemediklerine dikkat çekti.

Caferi, Suriye’nin bütün bu dosyalardan elini çekmesinin mutlak bir şekilde Filistin davasının ve Filistin devletinin kurulması imkanının sona ermesi anlamına geldiğini belirterek, Suriye’nin bir durak olduğunu gelecek durağında İran ve yeniden Irak, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Cezayir olacağını vurguladı.

Caferi, bizler Suriyeli olarak güçlü ve metin bir Suriye devletini korumakla ilgiliyiz, bütün evlatlarına hayır isteyen, hepimiz de bu vatanı yeniden en iyi şekilde inşa etmeyi istiyoruz diyerek içerde veya dışarıda olsun Suriyelilerin bunu yapmaya kadir olduklarını vurguladı.

Suriye'ye Karşı Sindirme ve Medya Savaşının Hedefi Dünya ve Arap Kamuoyunu Zehirlemektir

Suriye'ye karşı sindirme ve medya savaşının hedefinin, Suriye'de cereyan edenlerle ilgili hatalı fotoğrafları pazarlama yoluyla dünya ve Arap kamuoylarını zehirlemek olduğunu belirten Caferi, bir hükümetin kendilerinin pazarladığı gibi halkını öldürmesinin imkansız olduğunu ifade ederek bilakis, sivil bölgelerde intihar eylemcileri kanalıyla terör patlamaları uygulayan, okul ve üniversitelerde öğrencileri öldüren ve ulusal ekonomi altyapısını yakan teröristlerle mücadele ettiğine dikkat çekti. Ve Suriye’deki kararla ilgili nihai kararı belirleyecek olanın somut olarak kararlılığı belirlemede temel oluşturacağını söyledi.

BM örgütünün hayır kurumu olmadığına bilakis dünya güçleri dengelerinin yansıması olduğuna dikkat çeken Caferi, sebebi Suriye'deki kriz olan uluslararası bir uyanışın bulunduğunu ifade etti.

Halihazırda BM’deki durumun daimi müzakereler olduğunu, söz konusu müzakerelerin alacağı nihai yönelimlerle ilgili geniş ve açık hatların bulunmadığını lakin, Ürdün dışişleri bakanlığının Ürdün’deki “Suriyeli Mülteciler” diye adlandırdığı meseleyi görüşmek ve uluslararası sahada hareketlendirmek için gelecek Salı günü konseyin kapalı oturum düzenlemesini talep etti.

Caferi, Suriye halkının Irak’ın Amerikan ve İngiliz işgalinin sonuçlarından kaçan milyonlarca Iraklı kardeşimizi keza Lübnanlı ve Filistinli kardeşlerimizi de kucakladığı zaman, Suriye hükümetinin güvenlik konseyine gelip hiç bir kapıdan dilenmediğini bilakis onlara karşı milli vecibesini yerine getirmiş bundan da pişmanlık duymadığını çünkü, kardeşe yardım etmenin dini, ahlaki ve ulusal bir vecibe olduğuna inandığını ifade etti.